Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English @ Mail
www.muhammedmustafa.net
Dua ayı Ramazan

 

DUÂ AYI: RAMAZAN

 

 Mehmet Paksu'nun Mübarek Aylar günler ve geceler kitabından iktibas edilmiştir.

 

Duâ her zaman mü’minin dayanıp güveneceği bir esastır. Hayatının her safhasında duâya sarılıp İlahi rahmete iltica etmek, mü’mini diğer insanlardan ayıran belli başlı vasıflardan biridir. Mü’min duâyı hayatının her anına sindirmiştir. Günde beş vakit kıldığı namazın manası “duâ”dır.

Akşam yatarken, sabah kalkarken, yemek öncesinde ve sonrasında, evden çıkarken, dostuyla el sıkışırken, kısacası bütün hal ve hareketlerinde duâ, mü’minin vazgeçilmez bir alışkanlığı halindedir. Bu alışkanlık, kaynağını Resulullahın sünnetinde bulur. Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm her halinde ve hareketinde duâ eder, mü’minlerin de duâ etmesini emrederdi. Çünkü duâ onu Rabbine yakınlaştıran bir vasıtadır.

Duâyı bir esas olarak benimseyen mü’min nimet ve bolluk anlarında Rabbini hatırlayıp şükran hisleriyle dolduğu ve bunu hamdleriyle dile getirdiği gibi, darlık ve sıkıntı zamanlarında da Rabbine sığınıp sadece Ondan yardım ister.  Çünkü duâ kulluğun değişmez bir vasfı ve ayrılmaz bir parçasıdır.

Cenab-ı Hak da mü’min kullarının her zaman Kendisine duâ etmesini istemektedir:

“Ey Habibim, kullarım Beni sana sorarlarsa haber ver ki: İşte Ben muhakkak yakınımdır. Onlardan biri duâ edince, muhakkak duâsına icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime itaatle icabet ve Bana imanda devam etsinler. Ta ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.”1

Bu, her zaman için böyledir. Ama bazı vakitler vardır ki, o vakitlerde yapılan duâlar diğer zamanlarda yapılanlara nisbetle kabule daha yakındır. Bu mübarek vakitler arasında seher vakitleri, Cuma günlerinin belli bir saati, kandil geceleri ve bilhassa Kadir Gecesi, Ramazan’lar ilk sırada yer alır. Çok sayıdaki hadis-i şeriflerde bununla alakalı sayısız müjdeler vardır.

Bunlara göre, böyle vakitlerde İlahi rahmet coşmakta, hem de mü’min duânın makbuliyeti için gerekli olan ihlas ve hakiki kulluk tavrını gereken şekilde yaşayarak Cenab-ı Hak nezdinde makbul bir kul haline gelmektedir.

Hadis-i şerifte bu manaya dikkat çekilir ve mü’minler duâya teşvik edilirler:

“Ramazan’ın ilk gecesinde Cennet kapıları açılır. Her gece sabaha kadar bir münadi seslenir: Günahlarının affedilmesi için istiğfar eden yok mu? Tevbe eden yok mu? Allah tevbesini kabul buyursun. Duâ eden yok mu? Cevap verilsin. Kendisi için birşey isteyen yok mu? İsteği hemen karşılansın.”2

Bir hadis-i şeriflerinde oruçluyu, duâsı reddedilmeyecek üç kişi arasında zikreden Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyururlar:

“Üç kişinin duâsı geri çevrilmez: Adaletle hükmeden hakimin, iftar edinceye kadar oruçlunun ve mazlumun.”3

İslâmın diğer meselelerinde olduğu gibi, bu hususta da en güzel örnekleri kendi mübarek hayatlarında yaşayan Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm, Ramazan ayında her türlü ibadet ve duâlarını fazlalaştırırlardı. Ayrıca etrafındaki mü’minlere de ikram ve hasenatta bulunmak suretiyle onların da bol bol duâ etmelerine vesile olurlardı.

Baştan sona İlahi rahmet tecellilerine sahne olan Ramazan’da iftar vakitlerinin ayrı bir feyzi ve kıymeti vardır. Bu müstesna vaktin duâlar açısından taşıdığı ehemmiyeti Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle ifade buyururlar:

“Oruçlunun iftar vaktindeki duâsı reddedilmez.”4

Abdullah bin Ömer’in (r.a.) rivâyetine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm, iftar vakitlerinde şu duâyı sık sık tekrar ederlerdi:

“Ya Rabbi, herşeyi kuşatan rahmetinin hakkı için beni af ve mağfiret eyle.”5

Hatasızlığı ve günahlardan korunmuş olmasıyla bilinen Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâmın bu duâsında, ümmetine bir irşad ve örnek gösterme manası vardır. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bu şekilde duâ etmek suretiyle, mü’minlere iftar vakitlerinin feyiz ve bereketinden istifade etmenin en güzel yollarından birini göstermiş ve iftar vaktinin istiğfarla değerlendirilmesinin ehemmiyetine dikkat çekmiş olmaktadır.

İşte böyle iftarlarda ve seher vakitlerinde dergah-ı İlahiye gönderilen ihlaslı duâ ve istiğfarlar sayesindedir ki, mü’minler Ramazan ayının sonunda günahlarından arınmış, ter temiz bir ruh ve maneviyata sahip olmaktadırlar.

Bu bakımdan, şuurlu bir mü’min, içinde yüzdüğü bu eşsiz fırsatlar denizinden azami derecede istifade etmeye çalışır. Tevbelerin en ziyade kabul edilip günahların en fazla affolunduğu ve dileklerin en yüksek nisbette kabul edildiği bu mübarek ayda her vesile ile Cenab-ı Hakka iltica eder.

Rahmet deryasının taştığı Ramazan ayı boyunca en güzel duâları okur; salavat ve münacatları fırsat buldukça tekrar eder; Kur’ân’dan ve hadislerden alınan kıymetli duâlara yapışarak Allah’a biraz daha yakınlaşmaya çalışır.