Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English
Peygambere bağlılık

Peygambere bağlılık

Şaban Döğen

20.07.2007 - Yeni Asya Gazetesi

Resûl-i Ekrem (asm) birgün Muhammed bin Mesleme’ye bir kılıç vermiş, onunla Allah yolunda savaşmasını, iki Müslüman cemaatin birbirine girdiğini gördüğünde de kılıcını taşa çarpıp kırmasını öğütlemişti.

Bu emir ve öğüde canla başla uyan bu büyük Sahabi, Hz. Osman’ın şehadetinden sonra Müslümanların aralarındaki fikir ayrılıklarını gördüğünde de kılıcını bahçesindeki taşa vura vura kırmıştı.

Karanlık geceler gibi karışıklıklar çıkacağını, büyük fitnelerin zuhur edeceğini, iki Müslümanın birbirine kılıç çekeceğini Efendimiz’den (asm) duyan, Hadramut’tan kalkıp gelen ve İslâm’ la şereflenen Vâil bin Hucr da (ra), Hz. Muâviye’nin kendi tarafında olması teklifine karşı, Allah Resûlü’nün (asm) “Hayır, böyle bir zamanda sen onlardan uzak kal” emrine uyarak savaşa katılmamıştı.

Allah Resûlü’nün (asm) mümtaz talebelerinden olan Vâil bin Hucr, Hadramut’ta büyük bir servet ve saltanata sahipken, onlara bir tekme atıp Resûl-i Ekrem’in (asm) dâvetine icabet etmek için Medine’ye gelmişti. Daha önceden onun geleceğini müjdeleyen Allah Resûlü (asm), geldiği zaman da selâmına mukabele edip hırkasını yere serip üzerine oturtmuş, sonra minbere çıkıp onu yanına oturtup, “Ey insanlar! Şu gördüğünüz adam var ya, kendi isteğiyle Allah’ı, Resûlünü ve İslâmı arzulayarak tâ Hadramut gibi uzak bir diyardan kalkıp gelmiş olan Vâil bin Hucr’dur” diye Ashabına takdim etmiş, Vâil de tasdik etmişti. Resûl-i Ekrem (asm) devam ederek onun korktuğundan veya bir heves uğruna değil, sırf Allah ve Resûlünün muhabbetiyle geldiğini belirtiyor, mülk ve saltanatını daha yeni bırakıp geldiğini ve ona iyi davranılmasını tavsiye ediyordu. “Ailem, bütün malımı mülkümü elimden aldı” deyince de Allah Resûlü (asm), “Ben sana malını, mülkünü fazlasıyla veririm” teminâtını veriyordu.

Makalenin başında da dikkat çektiğimiz gibi Resûlullah (asm) sevgisiyle yanıp kavrulan ve onun emirlerine uymayı baştâcı edinen bu büyük insan, Yemen’de Efendimizden (asm) sonra çıkan fitnelere karşı da Hz. Ebû Bekir’in mektubu üzerine canla başla mücadele etmişti.