ust

Anasayfa Salavat Hayatı Nükteleri Yazılar Şiirler Fotoğraflar Kitaplar Ses e Kitap Ziyaretçi Linkler @ Mail English
  Gül Vurgunları

 

Gül Vurgunları

Güller Sayfasını

Ziyaret Ettiniz mi?

 

 

 

 

Lale Ve Gül

Gül Muhammed SAV'i temsil eder, Ya Lale ?

 

 

 

Sitemizde yer Alan

Gül-ü Muhammedi Şiirleri

 

Gül-ü Muhammedi

Güllere vurgunum

Gönlümün Gülü

GülEfendim

Gül Yüzünü Rüyamızda

Güldür Gül

Gül'ce

Güllerce Salavat

Gülsüz

Medinenin Gülü

Gül İlahisi

Güllerin Efendisi

Ey Gül

Gül ve Nur

 

Hz

 

Hz. Fâtıma’nın diliyle, ‘Babam Hazreti Muhammed (a.s.m.)’

 

 

Şu günlerde okuyucusuyla buluşan taptaze bir kitap;Babam Hazreti Muhammed (a.s.m.). Nuriye Çeleğen’in kaleme aldığı kitap; hakikat eksenli bir bakış, kendine has akıcı bir üslup ve dua yüklü bir kelamla vücut buluyor.

Babam Hazreti Muhammed (a.s.m.), Kenz-i Aşk isimli bir seri çalışmasının ilk ürünü. Kitabın henüz ilk sayfalarında Nuriye Çeleğen, kenz-i aşka ve kitabın seri olduğuna dair bir bilgilendirme yapıyor okuyucuya: “Kenz-i Aşk, varlığı uzaklara düşüren geçmişin dili di’ye düşmeden, ben dili ile anlatımı tercih etti. Kenz-i Aşk bir seri... Bu seride her kitap; o aşkın en yakınından birinin diliyle o aşk’ı anlatmak, anlatırken de onu (aleyhisselatu vesselam) bize yakın eylemek, aşk’ın anlatıcısının yakınlık özelliği ile de aşk’ın o vasfını ortaya çıkarmak istedi.” Çeleğen, şu cümleleriyle aktarımını sürdürüyor: “Serideki her kitap, o kitaptaki anlatıcıyla olan olaylardan seçildi. Her kitapta farklı olayların bilmediğimiz yönleriyle anlatımı esas alındı.”

Babam Hazreti Muhammed (a.s.m.) isimli kitap, Hz. Fâtıma’nın dilinden aşk’ı anlatıyor. Çünkü o, Kenz-i Aşk’ın bir parçası... O Hz. Fâtıma ki; Allah Resûlü’nün canından bir can; o can parçasından bir parça... Dünya üstünde ona (a.s.m.) en çok benzeyen kişi...

İffet, hikmet ve muhabbetin bir meyvesi ve teslimiyet kilidinin taşıyıcısı... İman ve sabrın; tevekkül, kanaat ve iktisadın adı belki de.

İlmin kapısı olan Hz. Ali’nin eşi, dedelerinin gül goncaları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in anneleri...

Öyle ki Gönüllerin Sultanı Efendimiz (a.s.m.) ciğerparesi kızı Fâtıma için, “Fâtıma benden bir parçadır! Onu seven beni sevmiş olur. Ona düşmanlık eden bana da düşmanlık etmiş olur” buyuruyordu. Hz. Fâtıma (r.anha), ondan bir parçaysa eğer; elbette ki Hz. Fâtıma’yı seven onun biricik babasını sevmiş, onun biricik babasını seven de Hz. Fâtıma’yı sevmiş olacaktı. Zira bütüne, en iyi parça ulaştırırdı...

Babasının kalp çiçeği: Hz. Fâtıma (r.anha)

Babam Hazreti Muhammed, babasının kalp çiçeği ve ‘ciğerparem’ dediği Fâtıma’sının diliyle, babasının, yani Peygamber Efendimizin hayatını anlatıyor. Klasik siyer kitapları dışında bir anlatımla... Böylelikle kitap, günümüz siyer kitaplarından ayrılıyor bir anlamıyla. Bu noktada Nuriye Çeleğen şunları aktarıyor okuyucuya: “Bu çalışma, aşkın hazinesini aşkla anlatma seyrine düşerken; bu seyirde klasik siyer anlatımının metodolojik olay bakışından uzaklaşarak duyguları anlatmayı tercih etti. Tâ ki kalplere ulaşsın, ulaşsın da o aşkın sırrından bir tutam kalplere atılsın. Çünkü her kalp kenz; sırrı, aşk-ı Muhammedî (aleyhissalâtu vesselam).”

Zira, sırr-ı Muhammedî (aleyhissalâtu vesselam), Fâtıma kalbi. Fâtıma kalbi ise; son Peygamberinin soyunu devam ettiren Kevser, aynı zamanda Peygamber Efendimize duyduğu şefkatle onun etrafında pervane gibi dönen, ‘babasının annesi’nin kalbiydi.

Hz. Fâtıma (r.anha); babasının her üzüntülü anında onunla üzülmüş ve babasının yaşadıklarına ruhen ve bedenen ortak olmuştu. Kitapta da, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in risalet ve nübüvvet yolunda karşılaştığı olaylar, yaşadığı hadiseler, uğradığı hakaretler ve türlü türlü çirkinliklere maruz kalışına şahitlik eden Hz. Fâtıma’nın; yaşanan türlü eza ve cefaların kendi duygularına tesiri ve onun penceresinde nasıl tezahür etmiş olduğu aktarılmaya çalışılmış okuyucuya. Ve o üzüntü dolu hâller karşısında derin bir ruh sarsıntısı içinde oluşu, kalbinin burukluğu da...

Bu bağlamda Çeleğen, Hz. Fâtma’nın hem bir evlat, hem de bir kadın olarak nasıl bir hissiyata sahip olabileceğini, hangi duygular içerisinde olabileceğini de yansıtmış, bir anlamıyla.

Kitabının satırları arasında dolaşırken, her bir cümle kalbe dokunup ruha tesir ediyor şüphesiz... “Kalbimiz Allah ve O’nun Resûlü için paramparça ediliyordu. Nefsimiz yok olurken kalbimiz Arş’a dayanıyordu. Babam diyordu: ‘Ben, kalbi benden dolayı kırılmış olanlarla beraberim.’ Sanki bunun için mi Babam her zaman ‘Fâtıma bendendir’ buyuruyordu. Çünkü benim kadar, Babam için kalbi kırılan olmadı. Kalbim ona yapılanlardan dolayı param parça olmaya çocukken başladı. Sanki Babamın manevi değeri kadar parçalandı da, benden bana bir şeycikler kalmadı. Bende yalnız bana Babamın parçası kaldı...”

Hz. Fâtıma henüz küçükken annesizliğin o soğuk yüzüyle karşılaşmış ve babasına annelik etme vazifesiyle yüklemişti o minik kalbini. Hz. Fâtıma’nın annesizliğe dair duyguları şöyle yer alıyor kitapta:“Öksüzlük vadisi çetin... O iki dize tutunmak tüm engelleri aşırtıyor. Dünyaya dair dizlerim tutmaz oldu annemsiz. Annesizliğin ne olduğunu anlarken sanki Babamı daha iyi anlıyorum. Kaderlerimiz kaderlerimize düşüyor. İkimiz de öksüz...”

O Efendimiz Hz. Muhammed ki; kendisine yapılan, her türlü hakaretlere, sataşmalara, incitmelere sükûnetle ve çoğu kez de tebessümle karşılık vermiş, o engin kalbiyle... Hatta tüm yaşadığı hadiselere karşılık da “Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!” buyurmuş, kendi üzüntüsünü hiçe sayarcasına...

Kitabın son kısmında yer alan satırlar da, Hz. Fâtıma’nın babasına beslediği o derin sevgiyi ve duyguyu bir şekliyle açığa çıkarıyor:

“‘Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!’ buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedî sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed’in (aleyhissalâtu vesselam) eli.

Babamın parçasıyım.

Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.

Ben Fâtıma eli, onun tuttuğu el. Benim elim Allah Resûlü’nün eli. Benim elim Babam Muhammed’in(aleyhissalâtu vesselam) elinden tutma vesilesi...

Elimden tutan ondan tutar. Elimde tüm esmanın sırrı var. Babam elleriyle koydu ellerime velayeti. Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı...”

...

Babam Hazreti Muhammed (a.s.m.), bilindik siyer kitapları dışında olan bir eser. Bu duygu yüklü eserle; herkesi şefkatle kucaklayıp sinesine sarmak isteyen Efendimiz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) ibret ve mesaj dolu hayatını bir kez daha okumuş olacaksınız. Hem de Müslümanlara örnek bir kadın, evlat ve eş profili olan, ‘Çocuklar dünyanın süsüdür’ diyen bir babanın yavrusu, Kâinatın Efendisi’nin ‘ciğerparem’ dediği Hz. Fâtıma’sının dili, gözü ve duygularıyla...

Nesil Yayınları’ndan çıkan kitap, okunmaya değer nitelikte..