Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English
Peygamberimiz'in şefaatı

Peygamberimiz'in şefaatı

Prof. Dr. Vecdi Akyüz

22.03.2006- Yeni Şafak Gazetesi

Dünkü yazıda değerli okuyucumuz Arif Bilgin'in ezan sırasındaki şefaat duasıyla ilgili sorusu üzerine, şefaat kavramını, Allah'ın şefî (şefaatçı) oluşunu ve şefaat izni konularını ele almıştık. Bugün ise, Peygamberimiz'in şefaat yetkisini ve şefaat duasını ele alıyoruz.

Bizzat Yüce Allah, mahşer gününde takva sahiplerine şefaat (En'âm, 6/51) ve yardım edecektir (Duhân, 44/41-42) Ayrıca Allah, kendi katından ahid (söz) almışlara (Meryem, 19/87), bilerek hakka şahitlik edenlere (Zuhruf, 43/86), izin verdiği, dilediği ve sözünden râzı olduğu kimselere (Tâhâ, 20/109; Secde, 34/23; Necm, 53/26) şefaat izni verdiğini belirtmektedir.

Hz.Peygamber (s.a.) bu sayılan niteliklere en başta sahip olan seçkin bir Allah elçisidir. Ayrıca Hz.Peygamber (s.a.) şefaat edecekler arasında, peygamberleri, âlimleri ve şehitleri de saymıştır. (İbn Mâce, zühd, 37)

Peygamberimiz'in şefaatı

Peygamberimiz'in, âhirette hesabın başlaması için Allah'a yalvarması, şefaat-i uzmâ (büyük şefaat) adını alır. (Bu şefaatın nasıl olacağı, uzun bir hadiste anlatılır. Bk. Buharî, enbiyâ, 3, 9, tefsîr, 17/5; Müslim, iman, 327, 328; Tirmizî, kıyamet, 10) İsrâ, 17/79 (ayrıca Kasas, 28/88) âyetinde geçen "makâm-ı mahmûd" (övgün makam, şefaat makamı), Hz.Peygamber (s.a.) tarafından işte bu şefaat-i uzmâ yetkisi olarak açıklanmıştır. (Buharî, zekât, 52; Tirmizî, tefsîr, 17/7)

Hz.Peygamber (s.a.), ümmeti için şefaat etmeye izinlidir. Mü'minlerin günahlarının bağışlanması için, dünyada dua ettiği gibi, âhirette de dua edecektir. (Müslim, iman, 346, cenâiz, 102-3, no:974) Nitekim mü'minlere çok düşkün olan Sevgili Peygamberimiz, şöyle buyuruyor: "Her peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Diğer peygamberler, o duayı yapmakta acele ettiler. Ben ise, bu duamı, kıyamet gününde ümmetime şefaat için sakladım. Ona, ümmetimden şirk koşmayanlar kavuşacaklardır." (Buharî, da'avât, 1; Müslim, iman,86, 334) Buna göre, şefaatı hak etmek için, mü'min olmak ve şirk koşmamak gerekiyor. Yine Hz.Peygamber (s.a.) şöyle buyuruyor: "Şefaatım, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir." (Ebu Davud, sünnet, 21, no: 4739; Tirmizî, kıyamet, 11; İbn Mâce, zühd, 37, no: 4310) Bu hadisi, yanlış bir şekilde büyük günahı teşvik anlamında değil, affedilme ümidi anlamında değerlendirmek gerekir. Hz.Peygamber (s.a.) imanla ölmüş herkese şefaat edecektir, cennete doğrudan gidecek mü'minleri cennete götürdükten sonra, kalbinde enaz iman olanlara bile cehennemden çıkmaları için şefaat edecektir: "Kıyamet günü olduğunda, ben şefaat edeceğim. 'Yarabbi, gönlünde hardal tanesi kadar imanı olanları, cennete koy' diye dua edeceğim. Bunlar, cennete girecektir. Sonra da 'Rabbim, hardal tanesinden az imanı olanları da cennete koy' diye yalvarırım." (Buharî, tevhîd, 36, iman, 15; Müslim, iman, 322, 326, 327)

Şefaat duası ve şirk

Baştan beri özellikle belirtilen âyetlerde şefaat konusu, dikkat çektiği üzere, tevhîdin ortaya konması ve şirkin reddi bağlamında ele alınmaktadır. Bunun bir anlamı, şefaat ile şirk arasında ince bir çizginin olduğunu hatırlatmaktır. Öyleyse, bu açıklamalar ışığında Peygamberimiz'in şefaatına erişmek için dua edebiliriz. Ama bu şefaat duasının kabulü ve şefaat izni, yalnızca Allah'ın iznine ve kabulüne bağlıdır. Peygamberimiz bile olsa, Yüce Allah izin vermediği sürece hiç kimse hiçbir şefaat yapamaz. Her türlü yardım dileği ve bu çerçevede şefaat, yalnızca Allah'tan ve Allah'ın kabulüyle beklenir. Ezan okunurken yapılan şefaat duası da, bu kapsamdadır ve zaten Peygamber'e bağlılık göstermek ve bunun sonucunda mahşer gününde şefaat ummak üzere yapılır. Şefaat beklentisi ve güvencesiyle değil, Hz.Peygamber'in (s.a.) örnekliğini yaşayarak ve uygulayarak şefaatına lâyık olmaya çalışmak gerekir. Yüce Allah, hepimizi Peygamberimiz'in şefaatına kavuştursun.

Vecdi Akyüz