Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English @ Mail

Sevgili Dilencisi

Zafer Şık

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şanlıurfa Şubesi “Peygamberime 1 Şiir” adlı naat yarışması 1.si

Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

En onmaz bir yanıma.

Sensiz üşüdüm dehlizlerinde zamanın

Gülen yüzlerin ruhları mahkum

Sen heybetini dağlara bıraktın

Sıcaklığını çöllere

Gidişini sakladın bir hurma çekirdeğinde

Vuslatları alıp gittin bir başına

Sarı takvimleri bana bıraktın

Firakları devşirdim zamanın aynalarında

Kum saatlerine bakarak bekledim gelişini

Heyhâtlara gömüldüm

Hangi gecenin sabahında bulurum ben seni

Günde beş defa iyi-kötü savaşı çıkartır kelimelerim

On dört asırlık uzaklıktan geliyorum kapına

Suskunluğum, susuzluğum bu yüzden

Bu yüzden sensizliğinde gurbetlerin dili lâl şairiyim.

Senden sonra aşkın gözünü kör etti insanlık

Bizlere âmâlık miras kaldı cedlerimizden

Kör bir yılan Sevr’de bin yıldan beri yolunu bekler

Benim de beklediğim bu duraktan

Yolun geçer mi senin

Gülüşün kadar sıcak gül kokuna hasret çekerim

Senden sonra güllerini kana buladılar

Gönlümün gözyaşları çoğaldı mısralarda

Yetim kalmak ve öksüz olmak

Manasını yitirdi zamanla

Oysa bütün yetimlikler, bütün öksüzlükler

Firakının tam manasıydı

Gidişine alışamayanların dilinde

Hendek’te karnına bağladığın taşlar

Seni anmadan her nefes alıp vermemde

Gelip boğazıma düğümlenir şimdi

Senin için canından geçenler de kimdi

Üç bin meleği etrafında pervane yapan

Yoksa Allah’ın yerdeki kudret eli miydi!

Bedir’den payıma hâlâ bir “keşke” düşer

Senin için hâlâ canından geçenler aklıma düşer

Senin için tahtına küsenler, yardan geçenler

Senin için korkmadan atını denize sürenler var

Hâlâ gelmeni bekleyenlerin sabrı umman kadar

Karen’de Üveys’in yalın ayaklarından

Senin yolunu bulmak için iz sürenler delikanlılar

Çağların ötesinden, taşların dilinden

İzleri kaybolan yedilerin şehrinden

Binler selam yollamakta sana Sevgili.

Hira’da kurşunî bir ses akar sayfalara

Hira’da sakladığın o sır

Güneşten daha aşikardı oysa

Sana benzemek için

Birbiriyle yarıştı bütün gülleri dünyanın

Kameri bir işaretiyle ikiye böldü Ahmed’î nazar

Gül bahçesinin sultanı ey gül-i yar

Sendendir her çiçeğin adı gül konulmadı

Efendisinden kaçan köleler çoğaldı

Koyunu kurda kaptırdı çobanlar

Yorgun zamanlara hapsedildi hasretlerimiz

Bir tek sana olan sevdamıza gem vurulamadı

Bir tek sen olunca manalar yüklenir firaka!

Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

En onmaz bir yanıma

Tahammülü yok dedim bu firakın

On dört asırlık uzaklıktan kaçıp geldim kapına

Sevdalar zaman mekan tanımaz

Ve ey zaman mekan aşmış Sevgili’m

Ben senin gelişinin dilencisiyim.

Zafer Şık