Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

Risale-i Nur Külliyatında Hazret-i Muhammed SAV /Şahsiyet, Mahiyet ve Hakikat-i Ahmediye (a.s.m.)

Kalem-i İlâhînin Mürekkebi Olan Nur-i Muhammedî

İ’lem eyyühe’l-aziz! şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-i Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.

Eğer o âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-i Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur.

Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur, onun ruhu olur.

Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur.

Eğer pek güzel şaşaalı bir Cennet bahçesi tahayyül edilirse, nur-i Muhammedî onun andelibi olur.

Eğer pek büyük bir saray farz edilirse, nur-i Muhammedî o Sultan-ı Ezel’in makarr-ı saltanat ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemaliyesiyle âsâr-ı sanatını havi olan o yüksek saraya nazır ve münadi ve teşrifatçı olur. Bütün insanları davet ediyor. O sarayda bulunan bütün antika sanatları, harikaları ve mu’cizeleri tarif ediyor.

Halkı o Saray Sahibine, Sâniine iman etmek üzere cazibedar, hayretefza davet ediyor.

Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşriyat, 2006, s. 186-187.

âlem: dünya, kâinat, evren.

âlem-i ekber: büyük âlem, kâinat, evren.

andelip: bülbül.

antika: değerli, tarihî sanat eseri.

âsâr-ı sanat: sanat eserleri.

davet etmek: çağırmak.

farz edilmek: kabul edilmek, var sayılmak.

hakikat-i Ahmediye: Peygamberimizin mahiyeti, varlığının gayesi, varlığının önemi.

havi olmak: içinde bulundurmak, içermek.

i’lem eyyühe’l- aziz: ey aziz kardeşim bil ki.

kalem-i İlâhî: kâinatı bir kitap gibi yazan İlâhî kudret kalemi.

kâtip: yazıcı.

makarr-ı saltanat ve haşmet: yücelik ve hâkimiyetin göründüğü, açığa çıktığı yer.

mücessem: cisimleşmiş , maddî.

münadi: yüksek sesle çağıran, seslenen, ilân eden.

nazarıyla bakmak: bakış açısıyla bakmak, anlayışıyla bakmak.

nazır: bakan.

nur-i Muhammedî: kâinatı ve tüm varlıkları aydınlatan Peygamber Efendimizin davası, iman ve İslâm hakikatleri.

nübüvvet: peygamberlik, Allah’ın elçiliği.

risalet: elçilik, peygamberlik.

semere: meyve, netice, sonuç.

Sultan-ı Ezel: başlangıcı ol mayan ve sonsuz zamandır her şeyin hâkimi olan Allah.

şahsiyet: kişilik.

şaşaalı: gösterişli.

şecere: ağaç.

tahayyül: hayal etme, hayale getirme.

tasavvur edilmek: tasarımlamak, fikren şekillendirmek.

tecelliyat-ı cemaliye: güzelliğin yansımaları, görünmeleri.

teşrifatçı : tanıtan ve ağırlayan rehber, mihmandar.

zîhayat: canlı, hayat sahibi.

Günün Hadisi>


Günün Kitabı

Günün Kitabı