Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English
Şemail

 

 

ŞEMÂİL

 

Şiir DursunAli Erzincanlı Tarafından

En Sevgiliye 3 isimli Albümde Seslendirilmiştir.

Müziklerini HANSA ALPEREN'in  yaptığı albüm

Marmara Müzik tarafından arz edilmiştir.

Şiir, Abdullah Arıdoru tarafından yayınlanan "Efendimize Şiirler" isimli kitaptan iktibas edilmiştir.

 

 

Ne uzun ne kısa kararında boy

Soyu İbrahim’den ne asil bir soy

Saçları hoş siyah dalgalı bir koy

Kemâlini giydir beni benden soy

 

          Âlemlere rahmet yüzünü göster

          Bu kul varlığından soyunmak ister

 

Güneş pervânesi o güzel yüzün

Nurundan ışığı vardır gündüzün

Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün

Tecelli ediyor yüzünde özün

 

          Hasretim, yanarım, yüzünü göster

          Kölen bu devletle avunmak ister

 

Simsiyah gözlerin âhû misâlin

Dâim Hakk’a bakar her an visâlin

Beyazı ölçüsü gözde kemâlin

Kaşların sûreti gökde hilâlin

 

          Râzıyım rûyada yüzünü göster

          Âşık maşukuna can sunmak ister

 

Omuzlar yapılı düzgün el ayak

Boynu güzel, düzgün, gümüşten berrak

Göğsünden inen kıl zarif bir yaprak

Benden mutlu sana sarılan toprak

 

          Azatlık istemem cemâlin göster

          Elim ellerine dokunmak ister

 

Bir tutam sakalın birkaçı beyaz

Mübarek vücudun serin kış ve yaz

Cânımı yoluna kurban etsem az

Dostlar defterine köleni de yaz

 

          Açıver kapını yüzünü göster

          Gönül hasretinden yakınmak ister

 

Duyular mükemmel, dişleri inci

Kokusuna tutkun, yaşlısı genci

Yürürken koşmadan olur birinci

Kapına gelmiş bir garip dilenci

          Açıver ne olur yüzünü göster

          Garip ayağına kapanmak ister

 

Yukarıdan aşağı heybetle iniş

Yürüyüşünde var hep bu görünüş

Âdetin baktığın tarafa dönüş

Bize nasip olsun hayırlı bir düş

 

          Kerem et ne olur yüzünü göster

          Kim böyle bir düşten uyanmak ister

 

Nübüvvet mührünün sırtında yeri

Mühürlemiş Rabbim eşsiz değeri

Görmesinde eşit ön ile geri

İpek mi, hayat mı, bu nasıl deri

 

          Bir dokunabilsem, yüzünü göster

          Kölen seyre dalıp bir kanmak ister

 

Seni ilk görenler korku çekermiş

Sonra ülfet eder hemen severmiş

Benzerini asla görmedim dermiş

Erenler yolunda giderek ermiş

 

          Benzeri bulunmaz yüzünü göster

          Gönüller nurunla yıkanmak ister

 

Peygamber mümine kendinden yakın

Bu büyük bir lutfu Cenâb-ı Hakk'ın

Eşleri annemiz, unutma sakın

Ehl-i beyt'e karşı edebi takın

 

          Sevgilim, Efendim yüzünü göster

          Rûh onun rengiyle boyanmak ister 

 

Zâtının nûrundan vermiş sana can

Hilkate ruhunla başlamış Rahman

Yûsuf’ta yok sende olan hüsnü an

Ahlâkındır Senin, mûcize Kur’an,

 

          Alemlere Rahmet, cemâlin göster

          Kölen rahmetine sığınmak ister

 

Ümmetin üstüne titreyen sensin

Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin

Kulunu Allah’a sevdiren sensin

Gecemi gündüze çeviren sensin

 

          Ey Hakk’ın şâhidi yüzünü göster

          Kul şehâdetinle tanınmak ister

 

Allah'ı, cenneti umanlar için

En güzel örneksin uyanlar için

Kalbini zikirle yuyanlar için

Hakk'ın yeminini duyanlar için

          Ey en güzel örnek yüzünü göster

          Fakir bu zîneti takınmak ister

 

Hakk’ın halilisin, habibi sensin

Gönüllerin eşsiz tabibi sensin

En güzel hutbenin hâtibi sensin

Ümmetin en büyük nasibi sensin

 

          Aşkımın Leylası yüzünü göster

          Gönül seni gözden sakınmak ister

 

En güzel, en üstün ahlak senindir

Cömertlikte kemâl el-hâk senindir

Şefaatte en son durak senindir

Miraç senin, Refref, Burak senindir

 

          Sen gördün, bize de cemâlin göster

          Pervâne şem’ine hep yanmak ister

 

 

 

Pervâne: Işığın etrafında dönüp duran kelebek

Tecelli: Görünme, bilinme

Âhû: Ceylan

Visâl: Kavuşma

Maşuk: Sevgili

Ülfet: Alışkanlık

Hilkat: Yaratılış

Hüsün: Güzel, iyi

Mûcize: İnsanların yapamadığı şey

Cemâl: Güzellik

Halîl: Samimî dost

Habib: Sevgili

Tabib: Doktor

Hutbe: Dini konuşma

Hatip: Konuşmacı

El-hak: Hakikaten, doğrusu

Refref: Manevi bir binek, ince yumuşak kumaş

Burak: Binek, Cennete mahsus bir binek vâsıtası

Şem: Mum