Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English
Peygamber Ve Gençlik

Peygamber Ve Gençlik

Abdülaziz Hatip

19.05.2003 - Tercüman Gazetesi

İslam güneşi doğduğunda, her cinsten, her yaştan, her işten ve her soydan insanlar ona pervane olmaya koştular. Bunlar arasında gençler ön sırada yer aldı. İslam'ın yayılmasında Hz. Peygamber'e en büyük destek böylesi idealist gençlerden gelmiştir. İlk Müslümanlar'a bakıldığında, büyük çoğunluğunun otuz yaşın altında olduğu görülür. Bu gençlerden gerek Mekke'de gerek Medine'de, Hz. Peygamber hayatta iken ve vefatından sonra pek çok önemli roller oynayanlar olmuştur. İçlerinden devlet başkanları, büyük komutanlar ve önemli ilim adamları çıkmıştır.

Bunlardan Hz. Erkam, İslam daveti için evini Hz. Peygamber'e tahsis etmiş ve bu evde gösterilen İslamî faaliyetler bir dönüm noktası olmuştur. Mekkeli müşriklerce dikkat çekmeyen bir konumda yer alan bu evde Kur'an okunuyor, dini bilgiler veriliyor, namaz kılınıyor ve Mekke dışından gelen Ka'be ziyaretçilerine İslam tebliğ ediliyordu. Hz. Ömer'in Müslüman olması bu evde gerçekleşmiştir.

On yaşında iken Müslüman olan Hz. Ali'nin hemen bütün kahramanlıkları 20 ile 30 yaş arasındaki dönemine rastlar. 25 yaşlarında iken Habeşistan'a hicret eden Hz. Câfer, Kral Necaşî, saray erkanı ve Hristiyan din adamlarının huzurunda İslam'ı savunan konuşması gerek edebî gerekse içerik yönünden fevkaladedir.

Mus'ab, Hz. Peygamber tarafından Medine'ye öğretmen olarak gönderildiğinde 24-25 yaşlarında bir gençti. Bu fedakar gencin hikmetli ve etkili tebliği sayesinde Medine'de Müslüman olanların sayısı günden güne arttı ve özellikle Hudayr oğlu Üseyd ve Muaz oğlu Sa'd gibi iki nüfuzlu kabile reisi Müslümanlığı kabul etti. Medineli gönüller İslâm'la onun vesilesiyle tanıştı.

Hz. Peygamber, henüz 14 yaşlarında tanıştığı Sâbit oğlu Zeyd'in Süryanîce ve İbranîce'yi öğrenmesini istemiş, o da kısa zamanda bu iki dili öğrenerek, çevre hükümdarlara gönderilen mektupları yazmış ve gelen mektupları okumuştur. Vahiy kâtipleri arasında yer alan Hz. Zeyd, Peygamberimiz vefat ettiğinde 21 yaşlarındaydı. Hz. Ebû Bekir döneminde Kur'an'ı iki kapak arasında toplayan komisyonun başkanı idi. Bu önemli işi gerçekleştirdiğinde yaşı 22 idi..

Esîd oğlu Attâb, Mekke'ye vali tayin edildiğinde, yaşı 20 ya da 21'di.

Allah Resûlü, Yemen'e hakim ve öğretmen olarak gönderdiği Hz. Muaz, henüz 26-27 yaşlarındaydı. Hz. Peygamber'le arasında geçen şu konuşma, İslam'da içtihat kurumunun temelini oluşturur: "Ey Muaz, sana bir dava geldiğinde neye göre karar verirsin?" Muaz, "Allah'ın Kitabına göre" cevabını verir. "Cevabını onda bulamazsan ne yaparsın?" sorusuna, "Peygamberinin sünnetinde ararım" cevabını verir. "Peki onda da bulamazsan?", "O zaman kendi görüşüme göre karar veririm". Bu cevap Hz. Peygamber'i son derece memnun etmiştir.

Hz. Peygamber, vahiy kâtiplerini de genellikle gençler arasından seçmiştir. Gençlerin dinî meselelerde fetva vermesini teşvik etmiştir. Çoğu savaşlarda sancağı gençlere vermiştir. Mesela, Hayber'de Hz. Ali'ye vermiştir. 18 yaşlarında olan Zeyd oğlu Usâme'yi Suriye'ye gönderdiği orduya komutan tayin etmiştir. Oysa bu orduda, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer gibi pek çok büyük sahabî de yer almaktaydı.

Hz. Peygamber, kötülüğün her türlüsüne bulaşmış bir toplumun gençleri arasından cihana ve asırlara örnek olacak şahsiyetler çıkarmıştı. Onlara şöyle bir göz atmak bile, Hz. Peygamber'in gençlerle nasıl muhatap olduğuna, dolayısıyla bir gence ne şekilde muhatap olmamız gerektiğine ilişkin ipuçları vermektedir.

Gençleri Hz. Peygamber'in etrafında pervane etmede elbetteki onun yüce Allah'tan getirip insanları çağırdığı değerli gerçeklerin payı vardır. Ancak, daha büyük sır, onun bu gerçekleri usulüne uygun olarak sunabilmesindedir.

O, yıllarca yanında kalan gençleri hor görmez, azarlamaz, yanlışlıklarını yüzlerine vurmazdı. Yanında on yıl hizmet eden Hz. Enes'in bu konudaki şahitliği yeterli örnektir.

Bu gençler arasından bazen arzu ve isteklerini, gençliğin verdiği toylukla en kestirme ve uygunsuz biçimde dile getirenler bulunmasına rağmen, Hz. Peygamber tarafından akılcı cevap ve diyalogla ikna edilmiş ve bu isteğinden vazgeçirilmiştir.

Dini öğrenmek için kabileleri tarafından Medine'ye gönderilmiş bir grup genci, ailelerini özlediklerini hissettiği gün, başlarını okşayıp sırtlarını sıvazlayarak, memleketlerine göndermişti. Medine'de yetişmiş nice genç sahabinin çocukluk hatıraları arasında, Hz. Peygamber'in sefer dönüşü kendilerini devenin terkisine alması, koşu yarışı ve güreş gibi oyunlarında kendilerine tezahüratta bulunması, kendisine getirilen turfanda meyveyi önce onlara sunması gibi bir dizi hadise vardı.

Gençlere yönelik bu peygamberî tutumun belki en anlamlısı, onun gençlere güvenmesi ve kendilerine güven vermesiydi.