Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English
Peygamberimizin Hicret yolu

Peygamberimizin Hicret yolu

İki Cihan Sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas), Mekke'ye hac için gelen kabilelere İslâmiyet'i tebliğ ederken, Mina yakınlarındaki Akabe tepesinde Medine'den gelen altı kişilik bir topluluğa rastladı.

İman etmekte tereddüt göstermeyen Medineliler, ikinci yıl 12, üçüncü yıl 75 kişi olarak geldiler. Son gelişlerinde canları, malları ve aileleri gibi koruyacaklarına söz vererek Allah Resûlü'nü Medine'ye davet ettiler. Bu davetin ardından Mekke'deki zulümden bunalan Müslümanlar, birer ikişer Medine'ye hicret etmeye başladı. Nihayet bir gün Resûl Aleyhisselâm da yanında Sıddîk-ı Ekber (ra) olduğu halde doğduğu şehrinden yola koyuldu.

Kureyşli müşriklerin ileri gelenleri Kâbe yanındaki istişare mekanları Daru'n Nedve'de toplanmış çok önemli bir meseleyi konuşuyorlardı. Dertleri İki Cihan Sultanı'ndan (sas) kendi akıllarınca kurtulmaktı. İçlerinden biri İns ü Cinnin Efendisi'ni demir zincirlerle bağlayıp hapsetmeyi, bir diğeri memleketinden sürmeyi teklif etti. En sonunda her bir kabileden vurduğunu deviren gençlerin seçilerek keskin kılıçlarıyla üzerine saldırmasında hemfikir oldular. Böylece cinayeti kimin işlediği de belli olmayacak, kan davası güdülemeyecekti. Ancak hesap etmedikleri bir şey vardı: Karşılarındaki Allah'ın habibi idi ve onun muhafazası altındaydı. Aynı anda Cenabı Peygamber Efendimiz'e de hicret emri geldi. Zaten Mekke'deki zulüm tahammül edilemez boyutlara ulaştığında inanların büyük kısmı peyderpey Medine'ye ya da o zamanki adıyla Yesrib'e göçmüştü. Bir gece vakti 'İkinin İkincisi' Ebubekrini's Sıddîk (ra) yanında olduğu halde Hazreti Fahr-i Cihan da (sas) yola koyuldu. İlk durakları Sevr dağıydı. Oradan kuzeye yöneldiler. Tepeleri, vadileri, kayalık, kumluk arazileri geride bırakıp Yesrib'e ulaştılar. Yesrib o günden sonra Medinetü'r Resûl (Peygamber şehri) oldu, Medine-i Münevvere (nurlu şehir) oldu.

***

MEKKE

Allah Resûlü (sas), Safer ayının 27. günü Hazreti Ebubekir'le birlikte doğup büyüdüğü şehirden ayrılırken zat-ı seniyyelerine emanet edilen emtiayı sahiplerine vermesi için Hazreti Ali'yi evinde bıraktı. Yasin Sûresi'nin ilk âyetlerini okudu, kendisini öldürmek kasdıyla kapısına toplanan müşriklerin üzerine bir avuç toprak atıp aralarından geçti.

***

SEVR

Tedbir olarak Medine'nin ters istikametindeki Sevr dağına çıkıldı. İki kutlu yolcuyu takip eden müşrikler, kaldıkları mağaranın önüne kadar geldiler. Ancak mağaranın girişine yuva yapan bir güvercin ile ağ ören örümcek muhafazaları hizmetinde bulundu. Hazreti Ebubekir'in kızı Esma mağaraya azık gönderdi. Oğlu Abdullah, Mekke'den haberleri ulaştırdı. Çobanı Âmir, koyunlarını getirdi; hem izler silinmiş oldu, hem de yolculara süt temin edildi. Müşrik olmasına rağmen rehberlik etmesi için anlaştıkları Abdullah ibn Uraykıt ile buluşuldu. Bir hafta sürecek çileli yolculuk başlamıştı.

USFAN

Hicret sırasında bilinen yol takip edilmedi. Ancak Mekke'ye 80 km uzaklıktaki Usfan'dan sonra hicret yolu anayolla dört defa kesişti. Peygamberimiz'in hicret, umre ve veda haccında uğradığı Usfan'da yetersiz ve içilemeyecek derecede acı iken Hazreti Peygamber'in mucizesiyle tatlılaşan bir de kuyu bulunuyor.

KUDEYD

Mekkeliler, Hazreti Peygamber'in (sas) başına ödül koyunca iz sürmede mahir pek çok kişi peşlerine düşmekte gecikmedi. Sürâka bin Malik, yaşadıkları bölge olan Kudeyd'in sahilinden birkaç kişinin geçtiğini duyunca bunların kim olduğunu hemen anladı. Yanlarına gittiğinde atının ayakları kuma saplandı. "Benim için dua et kurtulayım, takipten vazgeçeceğim." deyince kurtuldu. Kurtulunca sözünden döndü. Aynı hal birkaç kez tekrar etti. Sonunda geri döndü ve arkadan gelen müşrikleri geri çevirdi.

Allah Resûlü (sas), Kudeyd'de gördüğü bir çadıra yiyecek almak için gitti. Çadırda oturan Ümmü Mabed isimli yaşlı kadın, yanında yiyecek olmadığını söyledi. Peygamber Aleyhisselâm, kadının izniyle sütü olmayan bir koyundan süt sağdı. Hem kutlu yolcular içtiler, hem de Ümmü Mabed ve çocukları. Ümmü Mabed, akşam kocası geldiğinde bu olağanüstü hali nakledip misafirinin görünüşünü tarif etti. Bu bilgiler, 'Ümmü Mabed hilyesi' adıyla günümüze miras kaldı.

***

CUHFE

Hicret yolunun ana kervan yoluyla kesiştiği Cuhfe'de Allah Resûlü (sas), Mekke yolunu tanıyıp memleketini hatırladı. Bunun üzerine "Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni yine dönülecek yere döndürecektir." (Kasas, 28/85) âyeti nâzil oldu.

***

HERŞÂ

Eslem kabilesinden Büreyde bin Husayb, arazisinden geçerken karşılaştığı Hazreti Peygamber'in (sas) konuşmalarından etkilenerek Müslüman oldu. İki Cihan Sultanı'nın Medine'yi sancaksız teşrif etmesini uygun görmeyerek başındaki sarığını çözdü, bir sırığın ucuna bağlayıp İslâm'ın ilk bayrağını yaptı. Cuhfe ve Herşâ arasında rastladıkları Ebî Evs Temîm ibn Hacer bir deve tahsis etti, ayrıca hicret kafilesine yardımcı olması için Mes'ûd isimli kölesini verdi. Hazreti Peygamber (sas) ve beraberindekiler Rîm mevkiinde ise Şam'a ticaret için gidip geri gelen Zübeyr ibni Avvâm ile karşılaştılar. İki kafile hasret giderdi.

***

KUBA

Hazreti Habib-i Huda'nın (sas) teşrifini heyecanla bekleyen ve Mekke'den hareket gününü bilen Medineliler, ulaşacaklarını tahmin ettikleri günden itibaren şehrin dışına çıkıp öğle sıcakları bastırıncaya kadar beklemeye başladılar. Sevr mağarasında üç gün kaldıklarından haberleri olmayan Medineliler gecikmeden dolayı hüzünlenmeye başlamışlardı. Nihayet 8 Rebiulevvel Pazartesi günü, kafile Kuba'ya ulaştı. Kuba'da dört gün kalan Allah Resûlü, burada bir de mescid inşa edilmesini sağladı.

***

MEDİNE

Bir ikindi vakti Medine'yi teşrif buyuran Fahr-i Cihân (as), muvakkaten Neccaroğulları mahallesinde Eyüp Sultan Hazretleri'nin evine yerleşti. O gün Medineliler için en mesud gündü. "Bizler Neccaroğullarının komşularıyız. Ne mutlu ki Muhammed bize komşu oldu." şeklinde beyitler okuyan ensara Allah Resûlü (sas), "Allah biliyor ki ben de sizi seviyorum." mukabelesinde bulunmaktaydı.