Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English @ Mail
Adalet

Hz. Peygamber'in adalet içindeki celâli -1(asm)

Süleyman Kösmene

11.05.2006 -Yeni Asya Gazetesi

İzmir’den soran bir okuyucu: “Peygamberimiz (asm) rahmet peygamberi olduğu halde sağ eliyle yemek yemeyeceğini bildiren bir şahsa beddua ediyor. Bunun hikmeti nedir?”

Peygamber Efendimiz (asm) el-hak rahmet peygamberidir. Fakat onda adalet ölçüleri içinde elbette hiddet, gazap ve celâl hâli de vardır. Çünkü o da Allah’ın kuludur ve Allah’ın bütün isimlerine mazhar bir insandır.

Allah insanda ekser isimlerini tecellî ettirmiştir. İnsan bu isimlerin gereğiyle yaşar. Yani insanın hiddetinde, gazabında, öfkesinde, asabiyetinde her hangi bir yanlışlık yoktur. Bunlar yaratılışın gerekleridir. Fakat insan hiddetini, gazabını, öfkesini, asabiyetini adaletle, hikmetle, merhametle, acımakla, sağduyu ile sınırlandırmak zorundadır. Aksi takdirde zulmetmiş olur, haksızlık yapmış olur, adaletten uzaklaşmış olur, insafsızlık etmiş olur, gaddarlık etmiş olur. İşte sorumluluk buradadır.

Nitekim Allah Erhamü’r-Râhimîn’dir. Merhametlilerin en merhametlisidir. Rahmeti gazabını geçmiştir. Ama Allah sınırları Adlü’l-Hakem isimlerinin gereği olan adaletle ve hikmetle çizilmiş olarak hiddet, gazap ve celâl sahibidir. Yani Allah hiddet eder, gazaplanır, celâl ve izzetini tecellî ettirir. Fakat Allah zulmetmez, haksızlık etmez, adaletsizlik etmez, hâşâ gaddarlık etmez.

Yeryüzü bahçesinde hâkim olan rahmâniyet, rahîmiyet, hâkimiyet ve âdiliyet hakikatlerinin, Cenab-ı Hakk’ın hem isim, hem fiil, hem sıfat ve hem de şe’nlerine işaret ettiğini kaydeden Üstad Saîd Nursî Hazretleri, bütün yavruların mucizâne beslenmeleri için başları üstünde annelerinin sinelerine asılmış tatlı, safi, Âb-ı Kevser gibi iki tulumbacık sütü gören insanın, Rahîmiyet-i Rabbâniyenin her meselede hoş ve doyulmaz güzelliğini gözden kaçırmayacağını anlatıyor.1

Bedîüzzaman’a göre musibetler, şerler ve hoşlanmadığımız tecellîler, Rubûbiyet saltanatının âdetullah da denilen küllî iradelerinin mümessilleri olan umumî ve küllî kânunların tek tük cüz’î neticelerinden ibarettir. Küllî fayda ve hikmetleri netice veren o kanunların geniş faydaları yanında, bazen şerli, acılı ve cüz’î neticeleri de olabilmektedir. Ancak o acı ve elem veren neticelere karşı, musibete düşen ve acı içine giren fertlerin feryatlarına ve belâlara giriftar olan şahısların yardım dileklerine hususî Rahmet ve ihsanıyla yine Cenâb-ı Hak yetişmektedir.2 Cenâbı Hak umumî kanunların baskısı ve tazyiki altında acı çeken ve inleyen fertler için Rahmânü’r-Rahîm isimleri ile hususî olarak imdat etmekte ve dertlilere yardım etmektedir.3 Kâinatı ihata eden Rahman ve Rahîm isimleri her ruha bütün ihtiyaçlarını ihsan etmekte ve mahlûkatı hadsiz düşmanlarından emin kılmaktadır. Bu isimlere yetişmek için en mühim vesile ise fakr ile şükür, acz ile şefkattir. İbadet ve kulluk, bu mânâları ihtiva etmektedir.4 Fiilî olan gayrî sıfatlara da işaret eden5 Rahîm ismi Gaffar manasında olduğundan, günahkârlar için de bir sığınak hükmündedir.6

Bir olayda Allah’ın hem rahmetini, hem celâlini tecellî ettirdiğini görmemiz mümkündür. Ama Allah’ın zulmettiğini ve adaletsizlik ettiğini asla görmeyiz. Koca Cehennem Allah’ın adaletinin âyetidir, işaretidir, belgesidir. Koca Cennet ise Allah’ın rahmetinin âyetidir, işaretidir ve belgesidir. Allah zulmetmez; adalet eder.

 

Dipnotlar:

 

1- Şuâlar, s. 72

2- Şuâlar, s. 34

3- Sözler, s. 597

4- Mektubat, s. 34

5- İşârât’ül-İ’câz, s. 21

6- İşârât’ül-İ’câz, s. 25