Muhammed Mustafa SAV

Anasayfa e Kitap Hayatı Fotoğraflar Kitaplar Linkler Ses Nükteleri Şiirler Yazılar Ziyaretçi Salavat English
Vefakâr Yeğen Hz. Muhammed (s.a.)

Vefakâr Yeğen Hz. Muhammed (s.a.)

Prof. Dr. Vecdi Akyüz

25.4.2006- Yeni Şafak Gazetesi

Amcası Ebu Tâlib'in şefkatli ve cansiperâne koruyuculuğunda büyüyen Hz.Muhammed (s.a.), ona ve aile üyelerine karşı derin bir vefakârlık duyardı.

Hz.Muhammed (s.a.), Hz.Hatice'yle (r.a.) evlendikten sonra güvenilir ve başarılı bir tacir sıfatıyla kendi emeğinin karşılığı olarak belli bir ekonomik gönence erişmişti. Bir dönem, Mekke çevresinde, kuraklık dolayısıyla kıtlık oldu. Kendisine babasını aratmayan gençlik yıllarındaki koruyucusu Ebu Tâlib, kalabalık ailesiyle sıkıntı çekiyordu. Kendisi gibi ekonomik durumu iyi olan, öteki amcası Abbas'a giderek şöyle bir öneri yaptı: "Ebu Tâlib'in çocuğu çok. Gel, onun kalabalığını biraz olsun azaltalım. Oğullarından birinin bakımını sen, diğerininkini de ben üstleneyim."

Hemen Ebu Tâlib'in yanına gittiler. Ebu Tâlib'in cevabı, "Bana Akîl'i bırakın da ne yaparsanız yapın" oldu. Bunun üzerine Hz.Muhammed (s.a.) Ali'yi, Hz.Abbas da Cafer'i alarak evlerine döndüler. Bu, aynı zamanda, Hz.Muhammed ile Hz.Ali'nin yakınlıklarının da başlangıcı oldu. Hz.Ali (.a.), artık peygamberimizin hem kardeşi, hem de sırlarını paylaştığı arkadaşı gibiydi.

'Annem' dediği yengesi Fatma

Amcası Ebu Tâlib'in hanımı, Hz.Ali'nin annesi Fatma, dedesinin ölümünden sonra Hz.Muhammed'in (s.a.) evlerine gelişini sevinçle karşılamış ve şöyle demişti: "Benim ay yüzlü yavrum! Bugün meğer ne mübarek bir günmüş ki evimizin eşiğinden sen girdin. Bize, o nurlu yüzünü gösterdin."

Yengesi Fatma, kocası Ebu Tâlib'in aksine, müslümanlığı daha davetin ilk günlerinde kabul etmiş ve Mekke'den Medine'ye hicret etmişti. Öksüz çocuğun annesinin yerini tutabilmek için, elinden geleni yapan yengesinin, en zor zamanlarında, gençliğe adım atarken gösterdiği bu yakın ve sıcak davranışları dolayısıyla, büyük bir vefakârlık ve kadirbilirlikle Hz.Muhammed (s.a.), yengesinin ölümüne duyduğu üzüntüye şaşıranlara karşı, onu şöyle anlatır: "Ebu Tâlib'ten sonra, bu kadıncağız kadar bana iyilik eden başka bir kimse olmadı. O, beni doğuran annemden sonraki annemdi. Bana kendi çocuklarından daha iyi bakar, saçlarımı tarar, gülyağları sürerdi. Kendisi aç kalsa da, beni aç bırakmazdı. Allah, bu kadının cennetlik olduğunu bildirmek için, Cebrail'i bana gönderdi." Hz.Muhammed (s.a.), ileriki yıllarda, kendi kızlarından birine adını koyduğu, hatta bu kızını oğlu Ali'yle evlendirerek gelin verdiği, böylece kızının kayınvalidesi olan Fatma Yengesi'ni sık sık ziyaret etmiştir.

Hz.Muhammed (s.a.), Fatma Yengesi'nin ölümünde çok üzülmüş, gözyaşları içinde dua etmiştir: "Allah sana rahmet etsin ey annem! Sen benim, annemden sonra annemdin. Kendin aç durur, beni doyururdun. Kendin çıplak durur, beni giydirirdin. En iyi nimetlerden kendi nefsini alıkoyar, bana tattırırdın. Allahım! Esed'in kızı Fatma'yı bağışla! Benim ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için, duamı kabul buyur, ey merhametlilerin en merhametlisi Allahım."

Sırtındaki gömleği, yengesine kefen olarak sardırmış, cenaze namazını bizzat kıldırmış, acısını derinden hissettiğini göstermek üzere kabrine girip biraz uzanmış ve kabire kendi elleriyle indirmiştir.

Vecdi Akyüz