Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV

Muhammed Mustafa SAV
Anasayfa Yazılar Şiirler Kitaplar Fotoğraflar Salavat Nükteleri Hayatı Multimedya e Kitap Linkler Ziyaretçi English

b) Hadislere göre Sünnet

Hz. Peygamber (a.s.m.), kendi sünnetinin özellikle Kur’an’ın yanındaki yeri ve önemine dair önemli vurgulamalarda bulunmuştur. Bu rivayetler aynı zamanda bütün dikkatleri Kur’an’da yoğunlaştırırken, insanlar tarafından anlaşılamayan bazı yönlerin sünnet ile anlaşılabileceğine işaret eder. Diğer yandan, Kur’an’ın yanısıra Sünnetinin de Müslümanlar açısından bağlayıcı olduğuna dair beyanda bulunur. Örnek vermek gerekirse:

“Dikkatinizi çekerim! Bana Kur’an’la birlikte onun benzeri de verildi. Dikkat ediniz! Yakında rahat koltuğuna kurulmuş karnı tok saygısız bir adam şöyle der; Size bu Kur’an yeter, onda neyi helal bulursanız helal kabul ediniz. Neyi de haram bulursanız haram kabul ediniz.”[61]

“Şüphesiz Resulüllah’ın haram kıldıkları da Allah’ın haram kıldığı gibidir.”[62]

“Size öyle bir şey bıraktım ki, onlara sarıldığını sürece asla sapıtmazsınız. Onlar, Allah’ın Kitabı ve Nebîsinin sünnetidir.”[63]

Yukarıdaki  hadis-i şeriflerde Hz. Peygamber (a.s.m.) kendisinin haram kıldığı bazı olaylardan örnekler de vermiştir. Özellikle ilk hadiste geçen “Kur’an’la birlikte onun benzeri verildi” ifadesi İslam alimleri tarafından Sünnet-i Seniyye olarak yorumlanmıştır. Buradan hareketle Kur’an “vahy-i metlüv”, yani okunan vahiy, Sünnet-i Seniyye ise “vahy-i gayr-i metlüv” olarak isimlendirilmiştir.[64]

Hz. Peygamber’in (a.s.m.) bu ifadelerinden hareketle İslam alimlerinin çoğunluğu sünnetin Kur’an’dan sonra dinin ikinci temel kaynağını teşkil ettiği konusunda görüş birliğine varmışlardır. Kaldı ki, bu gerçeği açıkça gösteren bizzat sünnetten örnekler vardır. En çarpıcı misali ise, Yemen’e görevli olarak gönderirken Hz. Peygamber (a.s.m.) ile Muaz b. Cebel arasında geçen şu konuşmadır:

-Sana, hakkında hüküm vermen gereken bir mesele arzedildiğinde nasıl hüküm verirsin?

-Allah’ın Kitabına göre hüküm veririm.

-Şayet Allah’ın Kitabında bulamazsan?

-Resulüllah’ın  (a.s.m.) sünnetiyle hükmederim.

-Ne Allah’ın Kitabında, ne de Resûlüllah’ın sünnetinde bulamazsa?

-Kendi reyimle içtihad ederim.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

“Resûlüllah’ın elçisini muvaffak kılan Allah’a hamdederim.”[65]

 Hz. Peygamber’in (a.s.m.) bu emrine harfiyyen uyan Hulefâ-i Râşidîn, Kur’an’da herhangi bir hüküm bulamadıklarında, hemen sünnete başvurmuşlardır. Nitekim bu açıdan da Hz. Peygamber’in (a.s.m.) şu ilginç emri dikkat çekicidir:

“Sizin üzerinize gerekli olan benim sünnetime ve doğru yolda olan râşid halifelerin sünnetine uymaktır. Sünnete sımsıkı sarılınız.”[66]

Benzer manalar Hz. Muaviye (r.a.) tarafından nakledilen şu hadis-i şerifte de vardır:

“Resûlüllah (a.s.m.) bir gün kalktı ve şöyle buyurdu; ‘Dikkat edin, sizden önce Kitap Ehli yetmiş iki millete ayrıldı, bu ümmet ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Onlardan yetmiş ikisi Cehenneme, biri ise Cennete girecektir, o da cemaattir.’ Bunun üzerine orada hazır bulunanlar, Hz. Nebî’ye (a.s.m.) kurtuluşa eren bu fırkanın kimler olduğunu sordular. O şöyle buyurdu; Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğumuz yola uyanlar.”[67]